Normal Dikiş İğnesi Kaç Numara?
Hayatımın en yoğun anlarından biriydi. Kayseri’nin sakin sokaklarında yürürken, o kadar kalabalık ve gürültüden uzak, bir o kadar da yalnız hissetmiştim ki. Bir yandan gökyüzüne bakarken, diğer yandan düşüncelerim o kadar karmaşık bir hâl almıştı ki, doğru düzgün bir şey düşünmekte bile zorlanıyordum. O anda, hiçbir şeyin bana anlatmak istediği şeyleri anlamadığını fark ettim. Zihnimde dönen soruların arasında bir tane vardı ki, o da bir anda bana gerçek bir anlam ifade etmeye başladı: Normal dikiş iğnesi kaç numaradır?
Bir Yırtık ve Bir Umut
Bu soruyu ilk kez düşündüğümde 15 yaşımdaydım. Annemle birlikte eski bir kıyafet dikerken, dikiş makinesinin sesi evin içinde yankılanıyordu. O kadar sessizdi ki, sadece o makinenin çalışırken yaptığı ses vardı. O zamanlar dikişler de bir anlam taşırdı, öyle bir anlam ki, yırtıklar dikişle onarılır, gönül kırıklıkları da öyle. Zihnimde bir şeyler kırıldığında, bir yerlerde sözü edilen dikiş iğnesinin her numarası, o kırıkları toparlayacak gücü veriyordu.
Bazen düşünüyorum; insanlar da tıpkı eski kıyafetler gibi. Hayatla yıpranmış, tükenmiş, solmuş… Ama yine de hep bir umut vardır. Bir şekilde toparlanırlar. Annemin dikiş kutusuna bakarken, o kutunun içinde birden fazla dikiş iğnesinin olduğunu fark etmiştim. Her birinin farklı boyutlarda olduğunu ve her birinin farklı işler için kullanıldığını anlamam biraz zaman almıştı. Bazıları kalın kumaşlar içindi, bazıları ise ince dokular için. Yani her şeyin bir ölçüsü, bir yolu vardı. Tıpkı yaşamda olduğu gibi…
Bir Dikiş İğnesinin Gücü
Sonra, bir gün eski bir kot pantolonumun dizinden büyük bir yırtık oluştu. O kadar uzun zaman olmuştu ki, sanki eski dikiş makinemi çalıştırmak için bile bir sürü hazırlık yapmam gerekti. O an, bana en tanıdık gelen şeyi düşündüm: Dikiş iğnesi. Normal dikiş iğnesi kaç numara? diye düşündüm. İşin ilginç tarafı, hemen o an, hiç düşünmeden o soruyu sormamın gerekmediğini fark ettim. Çünkü ben yıllardır, hayatın ve insanların her şeyin doğru numarasını bulması gerektiğine inanmıştım.
Annemin dikiş kutusunu tekrar açıp gözlerimi gezdirdiğimde, aradığım numarayı buldum. O kadar basitti ki, sadece biraz sabır ve dikkat gerekiyordu. Bir yandan da kendi içimdeki derin boşluğu hissetmeye başladım. Her şeyin doğru olması gerektiği düşüncesi, her zaman bana bir huzur vermişti. Ama o an fark ettim ki, bazen eksik olan her şey de bir bütündür. Bu bile bana yetersiz hissetmemek gerektiğini öğretiyordu.
Dikiş iğnesini elime aldığımda, bazen insanların tamir edilmesi gereken yerlerinde onarılamaz şeylerin de olduğunu düşündüm. Yırtıklar, bazen geçmişteki hataların ve kırgınlıkların izleriyle derinleşir. O izler, bazen kabul edilmeli ve zamanla iyileşmelidir.
Hayatın Dikişleri
Bir gün, yine dikişler yaparken, annem bana eski bir elbise getirdi. Elbiseyi öyle incelemiştim ki, her yerini sanki yıllardır hatırladığım bir yeri izler gibi inceledim. Annem yavaşça dikişleri göstererek, bu kadar yıllık bir tecrübe ve birikimle, her şeyin bir yeri, bir zamanı olduğunu söyledi. O zaman, bir insanın içinde de biriken dikişler olduğunu fark ettim. İnsan bazen tek başına savaşır, tek başına iyileşir. Ama aslında kimse, tek başına bir hayatın bütün dikişlerini tamir edemezdi. O yüzden bazen, her şeye rağmen biraz sabırlı olmak gerekiyordu.
Dikiş iğnesi çok küçük bir şeydi ama o kadar güçlüydü ki… Zihnimde ise her zaman bir soru vardı: “Normal dikiş iğnesi kaç numaradır?” Ya da bir başka deyişle, bir insanın kırıldığı yerleri tamir etmesi için ne kadar sabır gerekir? Birkaç dikişle yaralar kapanabilir mi, yoksa çok daha fazla zaman gerekir mi?
Bir Anlık Düşünceler
O günkü düşüncelerim, yaşamı anlamaya yönelik bir keşfe dönüştü. O kadar çok insan var ki, bir şekilde hayatta yara almadan geçiyorlar. Ama diğerleri için… Her yara, her yırtık bir şeyler anlatıyor. Her bir iz, zamanla daha fazla anlam kazanıyor. Annem dikişleri yaparken, gözlerindeki huzuru izledim. O da bir zamanlar, genç yaşlarında yırtılmış giysileri onarmış, ama sonra yaşadıkça, insanların da tıpkı o eski kıyafetler gibi yırtılacağını ve tamir edilmesi gerektiğini anlamıştı.
Şimdi o eski kıyafeti yeniden tamir etmenin gücünü, bazen hayatın getirdiği karmaşıklıklarla birlikte yaşamak gerektiğini düşünüyorum. İğne, düğme, iplik, her şey bir yolculuk gibi. Onunla yapılacak her hareket, insanın içindeki bir boşluğu dolduruyor.
Sonuçta Ne Öğrendim?
Bu yazı yazılana kadar, “Normal dikiş iğnesi kaç numaradır?” sorusuna bir cevap bulamadım. Ama belki de cevabı bulmak hiç gerekmedi. Çünkü bazen soruların ve cevapların kendisi de hayatta önemli olan şeylerdir. Annemle olan dikiş anılarımdan öğrendiğim şey şu oldu: Hayat, tıpkı bir dikiş iğnesi gibidir. Bazen yırtıklar, eksiklikler ve kırgınlıklar olur. Ama zamanla onarılabilirler. Her şeyin bir ölçüsü vardır, ama bazen o ölçülerde kaybolmak yerine, insan biraz da olsa belki de kaybolduğunu kabul etmeli.
Evet, belki bir dikiş iğnesi, hayatın küçük ama önemli bir parçasıdır. Ama en önemli şey, dikişi yaparken ne hissettiğimizdir.