Aksini Görmek Ne Demek? Bir Yılın Ardında Kalanlar
Kayseri’de bir sonbahar akşamı, küçük bir kafe köşesinde kahvemi yudumlarken, günün getirdiği yorgunluğu bir kenara bırakıp, kendimi bir anlığına kaybetmek istedim. İnsan, bazen içinde bulunduğu hayatı o kadar sıkıcı ve basit görür ki, her şeyin daha farklı olabileceğine dair bir arayışa başlar. Oysa ne kadar ararsak arayalım, bazen hayat sadece karşımıza çıkan şeyleri görmekten ibaret olur. Hani derler ya, “Aksini görmek ne demek?” İşte o an bu soruyu sormak zorunda kaldım.
Bir Karar, Bir Yanılgı
Henüz 25 yaşımdayım ve hayatımda öyle çok şey oluyor ki… Ama her şeyden önce, bu yaşta herkes gibi bazen hayal kırıklıklarının içine düşüyorum. Bir anı hatırlıyorum; birkaç ay önce, bir ilişkinin sonlanmasıyla baş başa kaldım. O ilişkinin bitişi aslında beklediğim bir şeydi ama ona inanmak da zordu. Ne zaman birini sevsem, hep o kişiyi farklı bir yerden görmek isterim. Belki de sevmenin yolu bu. Ama bazen o “farklıyı görmek” değil, gerçeği görmek gerekirmiş. İstediğim şey neydi peki? Gerçekten onu görmek miydi? Yoksa ona dair olan her şeyin hayalini mi kuruyordum?
Birlikte geçirdiğimiz o birkaç ay, aslında hayal ettiğim gibi değildi. Bazen “görmek istediğin şey” ile “gerçek olan şey” arasında ne kadar büyük bir uçurum olduğunu anlamak insanı içsel bir savaşa sokar. İşte bu noktada, “Aksini görmek ne demek?” sorusunu gerçekten hissetmeye başladım. Bunu hissetmek, içinde bulunduğum o zor dönemin bana verdiği en büyük hediye oldu.
Hayal Kırıklığı ve Beklentiler
Her şeyin daha farklı olabileceğini düşünürken, insan kendi içinde bazı beklentiler oluşturur. Beklentiler, genellikle duygusal bir temele dayanır. Ama sonra bir gün uyanırsınız ve anlarsınız ki, o beklentiler sadece hayallerin içinde yaşamaktadır. Gerçeklik, her zaman daha soğuk, daha sert ve daha şeffaf olur. Birini sevmenin ya da birini tanımanın ne kadar karmaşık bir şey olduğunu tam olarak o zaman fark ettim.
O ilişkide hep bir şeylerin eksik olduğunu düşündüm. Hani insan, bazen birine baktığında bir eksiklik görür ama bu eksikliğin nereden geldiğini tam olarak kestiremez. Kendi kendime, belki de o “eksik” olan şeyin ben olduğunu düşündüm. Ama işin ilginç tarafı şuydu; her eksik, her yanlış anlamak, her hayal kırıklığı bana aslında o “aksini görmek” kavramının anlamını daha iyi öğretiyordu.
Aksini Görmek: Bir Yüzleşme
Bir sabah uyandım ve karar verdim: Gerçekten ne hissettiğimi göreceğim. O ilişkide gördüğüm her şeyin başka bir yüzünü görmek için gözlerimi açmaya karar verdim. İçsel bir hesaplaşma başlamıştı. Ve o hesaplaşma, hayal kırıklıklarını ve hayal ettiğim dünyayı yıkmak zorundaydı. Bir süre önce kaybettiğim güveni, yeniden bulmaya başlamıştım. Kendi içimdeki savaşın, bana kim olduğumu ve kim olmak istediğimi daha iyi gösterdiğini fark ettim.
Sonunda, o “aksini görmek” dediğim şey, bir yüzleşmeye dönüştü. Her şeyin tersine gitmesi, bana bir süreliğine kaybolmuş gibi gelen duygularımı geri getirdi. O ilişkinin sonunda, belki de en büyük kazancım, doğruyu görmek ve buna katlanabilmek oldu. İstediğim şeyin ne olduğunu, kim olmak istediğimi anlamak zor bir yolculuktu ama bu yolculuğun sonunda, “aksini görmek” gerçekten de değişen bir bakış açısına dönüşmüştü.
Geleceğe Umutla Bakmak
Şimdi, Kayseri’de o eski kafede otururken, dışarıda yapraklar sararmış. Her şeyin daha farklı olabileceğini düşünmek zor, ama belki de hayatın kendisi böyle; bazen bildiğimiz yoldan gitmek, bazen de hep hayalini kurduğumuz yolda yürümek gerekir. Ama her yolun sonunda, bazen de “aksini görmek” gerekebilir. İşte o zaman, her şeyin daha önce düşündüğünden farklı olduğunu anlarsın.
Hayal kırıklıklarının ardından gelen o umut, belki de en değerli şey. Şu an içimde bir umut var; her şey daha iyi olacak. Geleceğe umutla bakmak, belki de o “aksini görmek” kavramının en doğru hali. Duygusal olmanın, hayal kırıklığı yaşamış olmanın ve insanı olduğu gibi kabul etmenin de bir anlamı var. Bunu görmek, artık hayatımın parçası oldu.